Bu haftaki aile sohbetimize herkes, ödevini yapmanın kıvancıyla pek bir mutlu ve heyecanlı katıldı.
Tarihimizi tekrar bir hatırlamak, bilmediklerimizi öğrenmek, kahraman büyüklerimizin mücadelesini kendimize örnek almak maksadıyla herkes kendisine bir araştırma konusu alacaktı.
Bütün arkadaşlar çok güzel bir şekilde hazırlanmış, çalışmalarını sundular. Herkes bir birinin anlattığını saygı çerçevesinde, sözünü kesmeden büyük bir heyecanla dinledi.
İlk olarak İnci kızımız, Çanakkale haftası dolayısıyla slâyt hazırlamış, bizlere güzel bir sunum yaptı. Ardından yine Çanakkale ile ilgili ayrı ayrı 2–3 arkadaşımız etkilendikleri olayları, konuları anlattılar.
Tabi bu anlatılanlarla inançlı, mücadeleci Türk askerinin gücünü gördük.
Emine hanım, Yavuz Sultan Selim’in hayatını araştırmış duygulu bir şekilde bize sundu. Özellikle Yavuz ve ordusunun, tankların bile 11 günde zor geçtiği “Sina çölünü” , 10 günde yürüyerek tek bir fire dahi vermeden geçmeleri etkilenilmeyecek gibi değildi.
O Sina çölü ki; gündüzleri kavurucu sıcak, geceleri dondurucu soğuk.
Aç ve susuz bitap bir hale düştüklerinde Yavuz ordunun içine karışıyor, kimi askerin terini siliyor, kimi umutsuzluğa düşenleri yüreklendiriyor.
Artık bunlarında kar etmediği askerin aç susuz kavrulduğu bir anda, Yavuz Sultan Selim ordunun önünde birden atından inip yürümeye başlıyor.
Ordu merak edip, “neden attan indiniz” diye haberci gönderiyor. Sultan Selim’de hocasına dönüp, “Görmüyor musun hocam. Önümüzde cihan sultanı Hz. Peygamber yürürken bize ata binmek mi düşer, diyerek inançla çölü geçiyorlar.
Adeta hepimiz kilitlenmiştik konuya. Emine hanıma teşekkür edip,
Neslihan Hanımdan da “Osmanlının kuruluşunu” dinlemeye başladık.
Neslihan Hanım konunun çok hassas bir yerini yakalamış, heyecanla anlattı bize.
Osmanlının kuruluşunda en büyük rolü “ Şeyh Edebali” üstleniyor. Osman bey, şeyhinin tavsiye ve nasihatlerinden ayrılmadan ilerledikçe büyüyüp gidiyor. Yani İmparatorluk çok sağlam temellerle atılıyor.
İşin ilginç tarafı, yükselme dönemine de baktığımızda padişahların mutlak danışıp, fikir alacakları hocaları var. Bu sayede yanılgısız zaferlere gitmişler.
Ancak ne zaman hizmet şuurunu kaybedip, kendi nefislerine göre hareket ederek, lükse, şatafata, makam, mevkiye dalmışlar, işte o zaman yıkılma dönemine girmişler.
İmparatorluk döneminin bitip, Cumhuriyetin ilanıyla verilen Kurtuluş savaşı mücadelemizi Hatun Hanımla, Öznur Hanım incelemişler haftaya da onlardan alalım.
Hep birlikte bu vatan uğruna canlarını feda eden şehitlerimizin ruhuna fatiha okuyarak toplantımızı neticelendirdik.
“Geçmişini bilmeyen geleceğe emin adımlarla yürüyemez.”