Haftalık Aile Sohbetlerimizden Notlar
Çaylar demlendi, tabaklar hazırlandı. Eşimle birlikte büyük bir heyecanla misafirlerimizi bekliyoruz. Evet zil çalıyor ve aileler gelmeye başlıyor.
Tek tek zevkle karşılıyoruz hepsini. Hemen beyler kendi odalarına, hanımlar ve kızlar salona, küçük delikanlılarda çocuk odasına geçerek yerlerini aldılar.
Bu hafta ikramlarımız Göktaş ailesindendi. Gelin kayınvalide muhabbetle
yaptıklarını hemen çayın yanına ilave ettiler.
Çabucak bitirdiğimiz çay faslının ardından, bir birimize tecrübelerimizi ikram etmeye başladık.
Hemen geçen haftaki ödevimizi hatırlıyoruz.
“Eşlerimizi ve çocuklarımızı kalben kabul etmek”. Benim eşim dünyanın en iyi eşi. Çocuklarımda öyle.
Aysel Hanım hemen uygulamalarını paylaştı bizimle.
" Aslında benim 1-2 aydır üzerinde durduğum konuydu bu. Önce eşimi bir kere olduğu gibi kabul ettim. Kendimi aradan şöyle bir çektim kenara. Sonra onu tanımaya başladım.
Benim istediğim gibi ol, benim istediğim gibi davran yerine onun isteklerine baktım. Gönülden “Peki” diyerek onun taleplerini karşıladım. Eğildikçe “Peki” dedikçe kaybetmedim, gerçekten değerlendiğimi gördüm. Çocuklarım içinde aynı şekilde.
Bir baktım kendimizi şartlamışız “Benim prensibim, ben şundan hoşlanmam, bana bunu sakın yapmayın” gibi bizi sınırlayan düşüncelerle karşıya kendimizi kabul ettirmeye çalışmışız.
Ama şimdi hayatımıza peygamber çizgisini rehber edinince, benim nefsani arzular adına edindiğim prensipler ortadan kalkıyor, tek bir ölçü hayatımızı idare ediyor.
“Bu isteklerin Peygamber çizgisine uygunsa yavrum başım üstüne,yoksa hiç ısrar etme” diyorum, orta yolu buluyoruz.
Yani anladığım o ki, ben eşimi ve çocuklarımı olduğu gibi şefkatle kabullenip bağrıma bastığımda hiçbir olumsuz düşünce aklıma getirmeden olumluya çeviriyorum her şeyi."
Aysel hanımın büyük bir heyecanla anlattıklarını hepimizde heyecanla dinlettirmiştik.
Sonra Öznur Hanım uygulamalarını sunmaya başladı.
“Bende özellikle çocuklarım üzerinde bu ödevi uyguladım. Uzun süredir aslında oturtmaya çalıştığım konu çocukların tertip düzeni ile ilgili idi.
Olumlu yaklaşımın bilinciyle onlara hiçbir zaman “Ne kadar dağınıksınız, bıktım artık” gibi olumsuz sözlerle yaklaşmadım.
Benim oğlum asla dağınıklığı sevmez. Kızım odasını toplamadan rahat etmez. Çocuklar düzen intizam güdümümüz doysun da rahat edelim, tarzında yılmadan söylediğim sözler 1 sene sonrada olsa ürününü verdi.
Bu haftaki ödevde de kalbimdeki inancımı hiç bozmamam gerektiğini fark ettim.
Hiçbir olumsuz düşünce getirmeden “benim çocuğum bunu halleder inancı” pek çok şey yaptırıyormuş.
Önceleri hep kaygılara, tasalara, endişelere yer vermiş onların değişeceğine, gelişeceğine dair inancımızı sağlamlaştırmamışız ki, bu inancı yine onlara verelim.
Meğer benim onları kabulüm ve inancım tekrar yansıma olarak bana dönüyormuş.
Hiç “çıt” dahi çıkmadan bir birlerinin gözünün içine bakarak saygıyla dinleyen arkadaşlar, büyük bir coşku yaşıyorlardı."
Sıra Ziyade Hanıma geldi. O da 1 haftalık ödevin yanında şimdiye kadar ki uygulamalarını paylaştı.
“ Önce bir hanımın eşini çok iyi tanıması gerekiyor. Ben mesela yıllardır eşimi ayakta gülerek karşılar muhabbetle uğurlarım.
Akşam gelme saatinden önce hemen sofra hazır olur. Dağınıklığı sevmez. Hemen şöyle bir varsa dağınıklık toparlar, soframız hazır ayakta sevgi ile karşılarız. Tabi ki çocuklarımla birlikte. Ve yine onu tanıdığımdan, akşam o gelmeden mutlaka evde olurum.
Bana bir kere hoşlanmadığını sertçe ifade etmiştir. Daha ondan sonra hiçbir zaman gecikmedim. Nereye gidersem gideyim eşim gelmeden mutlaka evde olurum.
Bu arada yaşları 10 ile 18 arası genç kızlarımız var. Büyük bir merakla ablalarını teyzelerini dinliyorlar. Hemen bu konuyu da fırsat bilerek kızlara dönüp;
“Canlarım benim, bizde bu anlatılanları bir kenara not ediyoruz değil mi? Sağlamca yazalım ki, ileriki hayatımızda bize çok kolaylık sağlayacaktır."
Ardından Gül Hanım da bu hafta ki ödevi ve uygulamasını çocuklar üzerinde yaptığını ifade etti.
“ Onlara içimden kızdığım zaman dışarıdan hiçbir şey söylemesem de aynen onlara yansıdığını fark ettim.
Kalbimi bozup, sevgimi bozup terslendiğim zaman onlarda aynı oluyor. Görüyorum ki benim karşımdakine bozulan veya düzelen sevgim çok etki ediyor.”
Bayanların ardından şöyle bir kızlarımıza döndük. Onlarda haftalarını nasıl geçirdiklerini, kararlarını ne kadar uyguladıklarını anlatacaklar.
Yerinde duramayan bir kıpırtıyla hemen İnci kızımız atılıyor, "Ben anlatabilir miyim" diye.
Akranları (13yaşında) lay lay lom gezerken o nede güzel tespitler uygulamalar yapıyor hayatta. Ve diyor ki;
"Ben bu hafta babamın sevgi dilini keşfettim. Geçen haftaki sohbette Arzu abla eşine, her ne kadar eşi istemese de zevkle çorabını giydirdiğini anlatmıştı. Kendi kendime bende bunu babama uygulayayım dedim. Babam eve geldiğinde hemen koşup şapur şupur öpüyordum.
Ama baktım ki babam bundan pek hoşlanmıyor. Dur dedim, benim değil de onun hoşlandığı şeyleri yapmaya bakayım.
Bir ara fırsatını yakalayıp hemen çoraplarını elinden alıp ben giydirdim. Hiç itiraz etmedi, anladım ki hizmetten hoşlanıyor. Aynı zamanda ayaklara karşıda bir titizliğim varmış, o zaafımı da kırayım dedim."
Tebrik ediyoruz İnci kızımızı ve gayretlerinin devamını diliyoruz.
Ardından Nimet kızımız anlatmaya başladı.
“Bende bu hafta annemi örnek aldım kendime. Çünkü annem sürekli değişimde ve sürekli kendini geliştiriyor. Bir baktım gülüşüyle şefkatiyle önce babamı idare ediyor, sonra bizleri.
Onun bizi anlama gayreti ve hoş görüsü tüm aileyi mutlu kılıyor. Bende bunu kardeşlerime uygulayayım dedim. Önce ben onları kabul edip bağrıma basayım.
Şimdi beklemeden ben yapmaya başladım. Ve sonuçlar çok güzel oldu."
Sırada Duygu kızımız var. Oda haftanın analizini yapıyor bize.
"Benimde 2 haftadır devam eden ağzıma sahiplik konusu vardı.
Yediklerime sahip oluyorum. Öyle her canım istediğinde abur cubur almıyorum. Aynı zamanda paramda birikmiş oluyor.
Ayrıca bende kardeşime karşı düşüncelerimi değiştirip, onu olduğu gibi kabul etmeye çalıştım. Bir kararımda şükürlü yaşamaktı.
Böyle bir eğitim içinde bulunmanın şükrünü yaşadım."
Büyük küçük herkes ayrı ayrı görüşlerini, tespitlerini sunuyor. Kimse kimsenin sözlerine yorum yapmadan , kesmeden dinliyor.
Amaç herkesin bir birinden faydalanması, tecrübelerden istifade edilmesi.
Her olayı her durumu benimde ayrıca tecrübe etmem gerekmiyor.
Tecrübe edenlerin sonuçlarından istifade eder, daha kısa yol alırım.
Eğer derdimiz sadece kendimiz olursa herkes bize bir ışık bir yol oluyor.
En son “Büyük Hanım” kitabımızdan “ eşlerimizin sevgisi, kalbi, gönlü, zihni, şerefinin yarısı bize emanettir” bölümünü okuyup haftaya ödev olarak kendimize aldık.
İçimizden geldiği gibi dualayarak sohbetimizi sonuçlandırdık. Haftaya Candemir ailesinde görüşmek üzere…