| Biz Neredeysek Eğitim Orada - Deniz Tonga - 2010-06-05 09:09:28 |
İçinde bulunduğumuz eğitim sayesinde yaptığımız işi anlamlı ve önemli hale getirmenin değerini biraz daha anlama şansımız oldu. Bir işi yaparken sadece en güzel şekilde yapmayı amaçlamamız gerekiyor.
Geçen senelerde demek ki yerimizi beğenmediğimizden olsa gerek, yeterince verimli çalışmalar yapamamışız. Çünkü kafamızda hep bu şartlardan daha iyisini düşününce, bulunduğumuz ortamın değerini yeterince bilemedik. Yani bizim huzurumuz veya sıkıntımız ortamlara ve çevreye bağlıymış gibi düşündük.
İmkânlar da bizim bir hedef istikametinde değerlendirmemize göre kıymet ifade ediyor. Yani diyebiliriz ki bizim eğitimimiz için ayrı bir saha yok. Biz neredeysek eğitim orada. Hani derler ya “İnsan uykusunda bile takdir etmesini unutmayacak.” Gerçekten de insan neye ne kadar kıymet yüklüyorsa o kadar yararlanıyor.
İnsanlarla olan iletişimimizde, çok çabuk hüküm vermenin zararını biraz daha net tespit ettik. Anlayıp, dinlemeden şekle ve görünene göre yargılarda bulunmak bize zarar veriyor. Belki de beğenimsizliğe veya kınamaya buradan düşüyoruz.
Bir konu veya kavram hakkında bildim, anladım gibi zihniyetlerle hareket etmek o kavramlarda derinleşmeye engel oluyor. Çünkü bildim, anladım diye baktığımız hiçbir konuda o kavramları tanıma ihtiyacı hissetmiyoruz. Bildiklerimizi tam zannediyoruz. Esas küfür de bu olsa gerek. Bildim deyip o kavramın üstünü örtüyoruz.
Bu anlamda bizim için Yüce Dost çok büyük bir örnek. O insan, yüz cephesiyle de tanısa, aynı konu mevzu bahis olduğunda büyük bir ciddiyetle durumu yeniden değerlendirebiliyor. Özellikle sohbetlerde arkadaşları dinlerkenki ciddiyeti çok hoşumuza gidiyor. Biz de bu konuda, onun gibi olma gayretindeyiz.
Önceleri arkadaşlarımızla olan iletişimimiz de daha çok vermeyi amaçlamış olacağız ki sözler kimseye fayda getirmemiş.Ama geçtiğimiz haftadan başlayarak arkadaşlarımızı daha çok dinlemeye karar verdik. Anladık ki bu sahada veren el değil, alan el olmamız gerekiyor. Gerçekten de Salı ve Çarşamba günleri arkadaşlarımızı daha çok dinledik. Gördük ki onların hepsi, insan konusunda ayrı bir yetenek. Onun için dinlemenin önemi yüreğimizde bir kat daha arttı sayesinde.
Hayatımızda uygulamaların ve tatbiklerin önemini biraz daha anlama yönümüz açıldı. Gördük ki uygulamalar, tatbikler bizleri geliştiriyor. Çünkü uygulama ile, kavramları ve kendimizi daha iyi tanıma şansımız oluyor.
Yüce Dostun harekete geçirdiği takdir evzamızın çalışmasının devam edebilmesi için muhakkak uygulama yapmamız gerekiyor. Buradan bahçemizde yapılan eğitimin önemini anlama şansımız oldu.
Geçmişe dönüp baktığımızda bu önemi göremediğimiz için yeterince bahçe çalışmalarından yararlanamadığımızı anladık, onun için bu sene yazınki planımız bahçemizdeki eğitim çalışmalarından en üst düzeyde yararlanmak.
Bu anlamda biz de uygulama sahalarını artırmaya gayret ediyoruz. Şunları uygulamanın faydalı olacağını düşündük ve uygulamaya başladık:
• Kamil insanın hayatımızdaki öneminin artması, • Fikri çalışmalardan neler elde ettik? • Küçük düşmeden yaşamak, • Kendimize verdiğimiz sözleri tutma, • Gerçek anlamda dinlemek, • İsraftan kaçınma, • Her şeyin iyi tarafını görebilme, • Kimse hakkında yorum yapmama, • En yakınımızı en çok ciddiye alma, • Eğitim ilkeleri ve pratik gerekler, • Gövdesel arzulara sahiplik, • Kendim dediğim esas insan ne?
gibi konularda eksikliklerimizi gidermeye çabalıyoruz. Her geçen gün de derinleştiğimizi, içimizde bir şeylerin yırtıldığını, kabuklarımızı kırdığımızı fark ediyoruz sayesinde.
Biz gövdesel arzularla savaşmadan, onları oluşumuza, özümüze göre yönetmeden bir ömür bu zihniyetten çıkamayız diye düşündük. Mesela, çaya karşı bir bağımlılığımız vardı. Belki günde 10 bardak içiyorduk. Çoğu yerde çay bizim zihnimizi meşgul ediyormuş. Kendi kendimize çayı ya şekersiz içmeyi ya da belli süre içmeme konusunda karar aldık.
Aradan 10 gün geçti. Belki günde iki bardak içiyoruz bazen de içmiyoruz. Gördük ki kafada büyütecek kadar bir şey yokmuş. Hakikaten de özellikle gövdesel arzularla ilgili bir süre düşünüp karar aldıktan sonra uygulamak çok kolaylaşıyor.
Ancak şimdi talim ettiğimiz başka bir şey, her şeyin iyi tarafını görmek konusunda. Bu kararı aldıktan sonra birden bıçak gibi o eksiğin kesilmediğini fark ettik. Buradan kendi kendimize mücadele ederek, peşini bırakmayarak burayı da kazanacağız diye düşündük.
Eşimin annesi yaklaşık bir ay bizde kaldı. Bu bir ay içerisinde hem evimiz hem de içimiz bereketlendi. Ailecek misafir sevdiğimizin farkına vardık. Ayrıca misafirimizi üzecek, bizim gördüğümüz kadarıyla en ufak bir şeye izin vermemeye çalıştık.
Hem önemli olan birbirimize peki dememizden önce Ustamızın değerini yüreğimizde artırmak, ona peki demek.” dedik. Demek ki insanların birbirine saygı duymaları sözle değil, karşımızdaki kişinin önem verdiği şeyi ciddiye almaya bağlıymış.
Deniz Tonga Sosyal Bilgiler Öğretmeni
|