| Ne Güzel Şey - Nihal DEMİRBAŞ - 2010-05-14 17:33:35 |
Ne Güzel Şey
Bu haftaki ödevimiz (insanlaşma yolundaki dersimiz) “ağzımıza ve dilimize sahiplikti.” Ne yaptık ne kadar sahip olabildik ağzımıza dilimize?
Sabah kalkar kalkmaz abdestimizi alıyoruz. Sonra güzel bir ilahi koyuyorum müzik çalara. Muhabbetle kahvaltıyı hazırlamaya başlıyorum. Soruyor eşim ne yapacaksın kahvaltıya? Şunu şunu yapsan nasıl olur diye.
Bakıyorum evdeki malzeme eksik. Eşim hemen atılsa da gidip alayım diye, ödevimizi hatırlıyoruz anında. Ne varsa hazırlayıp muhabbetle yiyoruz. Maksat sağlıklı-sıhhatli beslenmek. Gözüm gördü, ne de güzel koktu, canım çok istedi deyip yemek içmek değil.
Dolabın kapağını açınca gördüğüm tatlı mı daha güçlü yoksa iradem mi? Bu hafta yemek yaparken özellikle miktarına dikkat ettim, en fazla bir iki günlük yaptım. Ve o yemekler bitmeden canımız istiyor diye yenisini yapmadım.
Eldeki malzemeyi değerlendirmeye dikkat ettim. Yeme içme konusunda sahip olmaya çalıştık ailecek. Bir de diğer taraftan dilimize sahiplik vardı ya. Rabbimin hoş kelam edip, tanıdığım herkese muhabbet vesilesi olarak yarattığı dilim ne kadar maksadına ulaştı acaba?
İki buçuk yaşındaki kızım “gel, git, ver” diyor. Çünkü bende ona öyle söylüyordum. “Verir misin” diyorum, o da bana aynısını söylemeye çalışıyor dilinin yettiğince.
“Yapsana” yerine “yapabilir misin?, şöyle yapsak daha mı iyi olur” gibi hitaplar bulunmalı Müslüman bir bayanın üslubunda.
Bizim örneklerimiz Hz. Hatice, Hz. Ayşe, Hz. Fatma. Yine bizim örneğimiz olan Hz. Zeynep Müslüman olmadığı için ayrılmak durumunda olduğu eşine 16 yıl boyunca hoş olmayan kelamda bulunmamış, dilinden güzel sözü, yüzünden hoş gülümsemeyi eksik etmemiş.
İnşallah bu konuda bu hafta başlayan sahipliğimi bir ömür boyu arttırarak devam ettireceğim. Özellikle en yakınım olan eşim ve kızıma karşı.
Evet, ne güzel şey insan olmak, ne güzel şey Müslümanca yaşamak. Ne kadar şükretsem az. Elhamdülillah…
Nihal DEMİRBAŞ İngiltere
|