| Gölgece Değil İnsanca Yaşayalım - iygder - 2010-05-08 06:45:50 |
Yine bir Cuma akşamı hep birlikteyiz. Aileler tamamlandı. Erkek çocukları, bir odada başkanlarını beklerken, kızlar hanımların yanında yerlerini aldı.
Hemen geçen haftaki ödevimizi şöyle bir hatırladık. ”Günlük yaşantımızda gölgeliğe düşecek her türlü durumdan kaçınacağız. Yaşantımız gölgece değil insanca olacak.”
Bizi gölgeliğe düşüren durumları kısaca şöyle özetlemiştik; gölgenin bir varlığı yoktur, sadece insan takip eder. Kendine ait işi, sözü, prensipleri, kararları olmadığı için bu tür insanların etkisinde kalır durur. Yalan, söz, emanet, yarım iş bu konularda ne kendine, ne başkalarına güven veremez.
Gölgeliğin vasıfları, kitaplarımızda ayrıntılı bir şekilde anlatılmakta. Şimdi biz canlı kitaplarımızı okuyacağız.
Evet arkadaşlar, bir haftalık uygulamalarımızı alalım, dedikten sonra herkese şöyle bir bakıverdim. Onlarda bana Öznur hanım istersen önce senden alalım demezler mi, hay hay diyerek hemen söze başladım.
Gördüğüm o ki arkadaşlar insanlık dışı olumların her biri bizden pek çok şey alıp götürüyor. Bunu hem kendimizden hemde karşı taraftan çok iyi görebiliyoruz. Yaşadığım bir olaydan örnek vermek istiyorum.
Yemekleri hazırladım. Eşimle birlikte misafir bekliyoruz. Saat:12.00 civarı geliriz denilmişti. Ancak saat:14.00’ü bulunca tabi ki sıkıntı oldu. “Ne olmuş ki diye” çok rahat davranarak geçiştiriliyor ama karşı tarafın zihninde çok şeyler oluyor.
Bekleme süresinde çengele takılmış gibi kalıyorsunuz. Neşeniz kaçıyor. Programınız aksıyor. Bir telefon bari edil ipte gecikileceği haber verilmez mi diye söyleniyorsunuz. Daha ne olsun.
Dedim ki eşime (karşı tarafı kınamadan) biz asla böyle bir şey yapmayalım. Mesela yıllar önce bir arkadaşla bir yerde randevileştik. Sıcağın altında ayakta biraz bekleyince iyi canım sıkılmıştı.
Ama o gün karar aldım. Ben asla kimseyi bekletip sıkıntıya sokmayacağım diye. Ve o günden beri hatta 5 dakika öncesinden giderim buluşacağımız yere.
İşte işin güzel tarafı bize yapılan gölgeliklerde, karşıya kızıp kınamadan, rahatsız eden gölgelik olumuna cephe almak, bize fayda sağlıyor. Yalan söyleyene değilde, yalan olumunun insanı ne kadar alçalttığına buğzetmek gibi.
Sözümü bitirdikten sonra, karşı koltukta oturan Hatun hanım büyük bir dolulukla sundu uygulamalarını.
Bende bu hafta içten ve dıştan düştüğüm gölgelikleri takip ettim. Mesela lisanen yalan söylemiyoruz artık Elhamdülillah. Ama bunun yanında halen yalan tavırlarımız oluyor.
Çocuğuma yapma şunu ne kadar çirkin diyorum, sonra bir bakıyorum ben yapmışım. Şunlara dikkat edilmesi lazım diye başkalarına söylerken birde bakıyorum ki ben yapmışım.
Demek ki dedim “Dosdoğru Ol “ emri ilahisine uymak için, işimle sözümün, hareketimle niyetimin aynı olması gerekiyor. Aynı dolulukta, haftasını büyük bir performansla geçiren Kudret hanım atıldı.
Bir baktım başkalarını incitmeyim derken kendimi hiçe sayıyorum.
Hep başkaları derken, kendi karar ve programlarımı hiçe sayamam artık.”
Hanımlardan sonra kızlarımızdan Tekmile hanım söze başladı.
Benden imrenmeyle dolu onay sözcükleri beklerken, bende “dışarıdan eğlendin ama, içeriden vicdanının sesini susturabildin mi?” deyince çok etkilendi. Bu sefer kendini savunmaya, bir sürü açıklama yapmaya başladı.
Bunların insanları etkilemek için başvurduğumuz boş işlerden başka bir şey olmadığını söyleyince de gerçekten dona kaldı.
Arkadaşlarının içinde, sessizce köşede otururken birden şahlanarak “bende bir şey anlatacağım” diyen Ayşenur kızımızı dinliyoruz.
O hala ısrarla dışarıda daha çok eğleneceğimizi söyleyince bende “ama annemin zihninin karışmaması benim için daha önemli” deyince çok şaşırdı. Ama ikna edemeyeceğini de anladı.
Geldik Gül hanıma. O da evdeki işlerini düzene oturtmanın ferahlığını yaşıyordu. Tecrübelerini paylaştı bizimle.
“Önceden detaylı büyük temizliğe kalktığım zaman 5-6 gün uğraşırdım. Her yeri birden döker, etraf karıştıkça kafamın içide karışır, zevk duyarak iş yapamazdım. Şimdi ise öyle yapmadım. Ertesi güne yarım iş hiç bırakmadım.
Her gün bir oda yaparak, diğer yerleri de düzenli tutmanın rahatlığıyla belki yine aynı sürede bitirdim. Fakat etraf karışık olmayınca bende rahattım. Günlük programımı yaptım, kitabımı da okudum. Toplantıma da gittim. Hayatı kolaylaştırmak bizim elimizde de kendimize yük yapıyoruz.
Evet, arkadaşlar bu hafta ki konumuz “milli şahsiyet”. İki haftadır gölgelik konusunu işliyoruz. Tabiî ki bunlar iki haftada sınırlı kalmayacak. Aldığımız her ödevi bir ömre yayacağız.
Bu anlamda hepimiz haftaya kadar biraz tarih çalışalım. Herkes istediği bir konuda “Türk tarihi, İslam tarihi, Cumhuriyet dönemi, ve ya etkilendiğimiz bir tarihi olayda olabilir, araştırsın. Haftaya paylaşalım.
|