İnancın Gücü Kıratın Yanında Duran Ya Huyundan Ya Suyundan . . .
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 24870
Çoğul Ziyaretçi : 630742
İp Adresiniz : 38.107.179.219
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
Takdirkarlık Okulunda Neye Ne Kadar Değer Vereceğini Öğrenirsin - İygder - 2010-04-17 09:40:57

                                                  10 Nisan 2010

•    İnsan bir işle meşgul olmayınca zihin aleminde geçmişe, geleceğe gidiyor ve zihin kendisine hayrı olmayan boş işlerle uğraşıyor. Böylece zihin yorgunluğu oluşuyor. Oysa insan bir işe başlasa ve onu en güzel şekilde sonuçlandırma derdi olsa yorulmayacak ve zihnine boş düşünceler gelmeyeceğinden zihni sade olacak. Bir işi içe sinesi yaparken yorulmak akla gelmez. Sana yorgunluk veren o işle ilgili endişelerin ve korkularındır.

 

 

•    Gönülsüz ve isteksiz yapılan iş kesinlikle yorgunluk getirir. Yorulmamak istiyorsan o işi gönülden ve severek yapacaksın. İşleri de önemine göre sıraya koyacaksın. Birinci sırada yapman gerekeni bırakır da 10. sıradaki işi yaparsan o birinci sıradaki iş önüne çıkar, yapılması gereken işi yapmaman seni meşgul eder. Sen ciddiye alır ve önemsersen hiçbir işten yorulmazsın.

 

 

•    Kainatta Allah’ı(c.c.) anlayıp, idrak edecek tek canlı insandır. Sen bunu fark edip, bilinçlenmeye koşmazsan ömrün silik geçer. İnsan olduğunu anlayamazsan, buraya koşmazsan insan olduğun için, Allah(c.c.) seni insan yarattı diye şükredemezsin.

 

 

•    Din; insanı yaratılışına uygun yaşatan ilahi kanunlar manzumesidir. Kim ki özüne daha uygun yaşar o hakiki dindardır. Afrikalı, Çinli, Eskimo olması önemli değil kim özüne uygun yaşıyorsa o dindardır. Ortaya bir yemek geldi. Sen iyi tarafını kendin alır da öbür kısmını arkadaşına verirsen özünden ayrıldın demektir. Çünkü özün senin iyisini vermeni istiyor. Sonra gittin saatlerce namaz kıldın. Ne olacak canım?

 

 

•    İnsan olmayı sen mi seçtin? Yoksa Allah (c.c.) mı sana insanlığı lütfetti. Kainatın en yüce değeri olan insansın. Tek mesele bunu idrak edip, şükredebilmendir. Daha nereye ortak koşuyorsun? Allah (c.c.) senin hassasiyetini bir alır elinden görürsün çarpılmayı. Bir insanın başına gelecek en kötü iş hassasiyetini kaybetmesidir. O zaman insanın hayvandan bir farkı kalmaz.

 

 

•    Özüne uygun yaşamaya doğru koşan kişi sadece insanlara değil, canlı cansız tüm mahlukata huzur neşreder.

 

 

•    Her şey geçici. Sen bu dünyadan göçtüğünde Rabbimizin huzuruna gideceksin. Gerisi burada kalacak. Sen kendinle baş başa kalacaksın. O zaman temel kendinsin. Sen altı milyar insandan daha değerlisin. Böyle bakarsan ve düşünürsen insanlara da daha çok hizmet edersin. Bütün mahlukatı şefkat ve muhabbetle kucaklayacak yere gelirsin. Bu da Allah’a(c.c.) dayanmak ve iman etmekle mümkün. Bu güç Yaşatan’a dayanmaktan geliyor. O zaman sen insanları kendinden önce düşünür ve kendine yontmazsın.

 

 

•    Komşun aç iken tok yatmaman, duyarlı olman büyük güç ister. Bu öyle anlatıldığı kadar kolay bir iş değildir.

 

 

•    Yapmak istediğimiz çok şey var ki iyi, güzel ve doğru olduğunu bildiğimiz halde yapamıyoruz. Yapmak istemediğimiz çok şey de var ki, kötü çirkin ve zararlı olduğunu bildiğimiz halde yapıyoruz. Neden? Kendimize güç yetiremiyoruz. Sen iyinin gerçekten iyi olduğuna, kötünün de gerçekten kötü olduğuna inansan iyi dediğini yapar, kötü dediğini de yapmazsan. İşte güç, inanç ve imandan geliyor. Onun için iyi dediğini de kötü dediğini de gerçekten değerlendir ve kıymetlerini yüreğinde kesinleştir. Unutma ki güç kafanı çalıştırmandan gelir.

 

 

•    Her şey aynı, değişmiyor. İnsanın içinden fiziksel yapının ihtiyaçları olan içgüdüleri herkes duyuyor ve bu istekler değişmiyor. Aynı şekilde mücerret yapının istekleri olan öz içgüdüler de aynı değişmiyor. Değişen tek şey kafa yapısı, akıldır. Huzursuzluğun kaynağı, herkes kendi düşündüğünü haklı, yaptığını doğru zannediyor. Böylece bir sürü doğru ve ayrılık ortaya çıkıyor. Hangi doğruya inanacağız? Doğru olan tek yol Allah’ın(c.c.) peygamber müessesesidir. Durumu huzura kavuşturacak tek nizam Muhammed(sav) nizamıdır. Onun için olayları kendi umduğuna göre bekleme, olayları kendine göre de değerlendirme. Buraları bizlere en güzel şekilde sunan, gerçek İslam’ı bizlere anlatan da Abdulkadir DURU Bey’in Özden Fikri’dir. Ben kafamı bu fikrin ilkelerine göre biçimlendirecek ve eski bildiklerimi terk edeceğim. Düşüncelerimiz bu ilkelere göre biçimlenecek. Sonra biz bunları uygulayarak fikir sahibi olup karar haline getireceğiz. Önce zorlanacaksın. Örneğin kendine tespitsiz hiçbir şeye inanma ilkesini seçtin. Defalarca yapacaksın. Ama yine da arada tespitsiz inanmaların olacak. Yılmayacak ve bu inancı yıkana kadar uğraşmaya devam edeceksin. Karar haline geldikten sonra yine kırılırsan kararı inanç haline getirmeye çalışacaksın. İnanç safhasında yıkılırsan, kesin inanç haline getirmeye çalışacaksın. Yine yıkılırsa artık hal haline getirmeye çalışacaksın. Böylece ön kabulün hal haline gelince inancın otomatik çalışmaya başlayacak. Diğer taraftan da tespitsin inanmalarının sonuçlarına bakacaksın. Ne zarar gördün? Buraları da tespit edeceksin. Yani zıttı zıttına da taktir edeceksin. Örneğin, güven kazanırsam ne olur, kaybedersem ne olur? Taktir budur. Taktirkarlık okuluna gelince de Allah (c.c.) için yaratılışta neyin ne değeri varsa o değeri vermeyi öğrenirsin. Huzurun tek yolu budur. Bu yaratılışa uygun yaşamaktır. Allah(c.c.), benim için en önemli değer insan diyor. Sen benim için en önemli değer madde dersen, yaratılışına ters düşersin. Yaratılışına ters düştüğün her yerde de kesin olarak huzursuzluğa düşersin. Çünkü Allah(c.c.) senin içine vicdan denen bir mekanizma yerleştirmiş. Bundan kimse kurtulamaz. Herkesi kandırırsın ama Yaratan’ı kandıramazsın.

 

 

•    Kişi kendindeki güzellikleri görmüyor. Sonra korku salınıyor. Yandın, bittin, cehennemde kavrulacaksın deniliyor. Adamın morali iyice sıfıra iniyor. Kişi de güzel taraflarına bakıp moral bulup güç kazanacakken iyice ümitsizlik çukuruna düşüyor. Bunu da kişileri kurtarmak için yapıyorlar. Ama kişi eksiklerinden kurtulacakken o eksiler iyice büyüyor. Tek bir iyi yönünü mü gördün? Hemen onu taktir ederek büyüt, gerisine bakma. Hiçbir şey bulamazsan zahiren peygamber efendimize benzediğini hatırla. Onun için hiçbir haklı düşünceye bakarak olumsuzu büyütme. Çünkü eksikleri gördükçe şükretme şansı yok. Güç şükretmekten, değerini bilmekten geliyor. Sen eksiklerinle güç olmadan nasıl olacakta mücadele edeceksin? Onun için güzeli yaşat, kötüyü unut.

 

 

•    İslam’ın meçhul tarafı yok. İslam açık ve net. İslam gün içinde yaşanır. Bu soyut ve felsefe dini değildir. Sabah kalktın, gece yatana kadar nerede, ne yapman gerektiğini sana anlatıyor, öğütlüyor. Gerçek gözle bakarsan buraları sen de net olarak görür, anlar ve yapmaya çalışırsın.

 

 

•    Sen bir mü’min olarak büyük acılar içinde dahi olsan insanları üzecek veya olumsuza götürecek hiçbir söz veya tavır içinde olamazsın. Aksine insanlara moral verirsin, gayret aşılarsın.

 

                                                                  İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara