16 Ocak 2010
• Hayata içerisinde çok becerilerin olabilir. Ama bundan önemli olan, sevgiyle yaşıyor musun? Sevgisiz yaşanırken, belli gönülün kışı. Neyi seveceğiz? Maddeyi mi, makamı mı, kadını mı, şöhreti mi? Samimiyetle iç dünyana bakarsan cömertlik, doğruluk, mertlik, fedakârlık, incelik, şahsiyet, şeref gibi insana mahsus olan değerleri sevdiğimizi görüyoruz. Her şeyi yapan, beceren kişi bu değerleri sevmeye, bu değerlere sahip olmaya koşmuyorsa, ne olacak ki?
• Sevgi durunca, gayret, iddia ve azim de duruyor. Dolayısıyla başarı gelmiyor. İnsan atıl bir vaziyette hiçbir işe yaramadan ortada kalıyor.
• İçtenliği ve candanlığı talim ettiren bir Usta lazım ki özümüzü sevebilelim ve özümüzün bendesi olalım. Bunun için özüne uygun yaşayan bir gerçek insana ihtiyacımız var.
• İnsan genelde kendini övenin ve beğenenin yanına gidiyor ve sevildim sanıyor. Oysa bu insan için bir yanılgıdır. İnsan sevgi ihtiyacını kendi karşılayacak. Bunun için de kendinde insanik meziyetleri artıracak. Onun için verilen sözler tutulacak, başlanan işler sonuçlandırılacak, emanetler korunacak, hayat güven üzerine bina edilecek.
• Aslında bütün insanlar ortak olarak Peygamber Efendimizde vücut bulmuş o kutsal yaşayışı seviyor. Irkı, dini ve rengi ne olursa olsun tüm insanlar Efendimizin yaşayışında ortaya koyduğu o insanlık değerlerini istiyor. Efendimizin adını söylemeden meziyetlerini saysanız herkes ona hayran olur.
• Gerçek sevgi saygıya bağlıdır. Saygı da güvenden gelir. Yalancı bir adamı seversin ama sayamazsın. O seni över, sende seversin. Ancak gerçek sevgi insanik meziyetlere akar
• Vefakâr bir insana, olduğu gibi görünene, güvenilir kişiye, samimi insana sevgi bozulmaz. Demek ki insanlık değerlerinin olmadığı yerde gerçek sevgiden bahsedilemez.
•İnsan sürekli olarak insanlığını yaşama derdindeyse kendini sürekli sever, başkasına da bakmaz.
• İnsan, insanlığını sevmeden gereklileri yapamaya çalıştığından zorlanıyor ve insanlığını açığa çıkaramıyor.
• Sevginin besbelli bir gücü var. Adam sevgilisi için bankayı soyuyor ve kaçıyor. Aklına hapis yatacağı veya sıkıntıya gireceği gelmiyor. O kişi sevdiğinden dolayı tüm zorlukları göze alıyor.
• Sevgi aynen bir baraj gibidir. Sen barajı sağa sola dağıtıp kurutursan elektrik elde edemezsin. Aynı şekilde insan sevgisi o kadar çok yere dağılıyor ki bir işe yaramıyor. İşte insan sevgisini tekleştirecek ki acından öleceğini bilse de kendine emanet edilen sayısız paranın bir lirasını almak aklına gelmez. İşte bütün kırılmalar, durmalar ve zorlanmalar sevgi tekleşmediği ve odaklaşmadığındandır.
• Eğitim, dağınık sevgilerin bir yere toplanması içindir. Yunus Emre 40 sene boyunca hizmet etmiş ve kulağından kötü sözü içeri almamış. Böylece sevgisi bir yere toplanmış ve Yunus Emre olmuş. İşte bizim de gerçek insan olabilmemiz için sevgimizi tek bir yere toplamamız gerekiyor.
• Doğruluğa dürüstlüğe odaklanmayan kişi yıllar geçse de parayı doğruluğa tercih eder.
• Sevgi soyut bir kavramdır. Ancak etkileri ile sevgiyi hissediyoruz. İşte sevginin değerini bilebilmemiz için sevginin değerini bilen kişiyle ahbaplık etmemiz gerekiyor. O sana bu işin değerini öğretecek. Sen de bu değeri hissetmeye çalışacaksın.
• İnsanın aynen gövdesindeki midesi gibi bir de sevgi midesi var. İşte bu mide, dinin gereklerini yapmakla doyacak. Sen gidip rahat rahat plajlarda gezeceksin ve ben özgürüm diyeceksin. Bunu da modernlik diye yapacaksın. Bunlar boşlukta olmanın birer ispatıdır. Ölçü dünya olamaz. Ölçü yaratılışın ve insanlık yapındır. Kendine döner, net olarak yapına bakarsan öz yapın seni gölgeye, eşyaya, bitkiye, hayvana benzemeden yaşamanı istiyor. Yoksa modernlik der ve hayvanlar gibi yaşarsın. İnsanı asırlar değil, modernlik değil, insanlık değerleri değerlendirir.
• Sevgiler dağınıkken insan binlerce sohbet dinlese fedakar olamaz. Ancak sevgi bir yerde toplanırsa fedakarlık gibi bir insanik değer ortaya çıkar. Sevgi ulvi meziyetlere toplanmalı ve odaklanmalıdır. En büyük başarı insan olarak yaşamak, kendini sayarak yaşamaktır.
• Özüne uygun yaşayan kişi, yaptığını kimin başına kakabilir? Yaratılışına uygun yaşayan kişi, birine bir şey yaptığın da kendi ihtiyaçlarını karşıladığını bilir. Bir de karşıya teşekkür eder.
• Temel Allah‘tır. İnsan Allah’ın sahiplik yetkisidir. Diğer kalan her şey insanın emrine tahsis edilmiştir. Yani insan Allah’ın mülkünü adaletle sevk ve idare eder. Yani her şey insana emanet edilmiştir. Gövden de dahil her şey sana emanet. Onları adaletle sevk ve idare etmediğin zaman emanete hıyanet etmiş sayılırsın.
• En ufak bir başarıya duyarsız kalmamak gerekiyor. Hemen tebrik etmek ve başarıyı takdir etmek gerekiyor.
• Bir kişi gelip kibirli olmamak lazım diyor. Sen hemen içinden önce kendin yap, bize ne diyorsun diye eleştiriyorsun. Bu senin gövdeden baktığını gösterir. Daha sıfattan bakamıyoruz. Oysa sen sözün doğruluğuna bak. O kişinin yapmaması bir kabahat. Ya senin yaptığın? Kusur gördün, kınadın, kızdın, ikiyüzlü davrandın. Hangi kabahat daha büyük? İşte muhabbetlerin bozulduğu yer. Onun için biz söze bakalım, kişinin yapıp yapmadığına değil.
İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği