İnancın Gücü Kıratın Yanında Duran Ya Huyundan Ya Suyundan . . .
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 24809
Çoğul Ziyaretçi : 628655
İp Adresiniz : 38.107.179.217
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
Fikrimize Göre Kendimize Saygı - İygder - 2010-01-21 00:38:18

                                                               9 Ocak 2010


KENDİMİZİ SAYGIYLA KABUL EDEBİLMEK İÇİN GERÇEK BİR EĞİTİMCİYE İHTİYACIMIZ VAR


• Beğenim ihtiyacımız var. Öyle bir yere gelmeyi hedefleyeceğiz ki hiç kimseden hiçbir şey beklemeyeceğiz. Buna Eğitimcimiz da dahil. Ancak Eğitimcimizden doyduğumuzu bileceğiz. Kendimizi Ona beğendirmeye çalışacağız. İşte ben kendimi gerçekçi insana kabul ettiriyorum derken insanlığımız tamamlanacak. Buradaki püf nokta, beni kabul edecek olan gerçekçi insan sadece gerçekleri kabul ediyor. Yani yalanla, gösterişle, dünyasal değerlerle o insan kanmaz, beni de kabul etmez. Ona kendimi kabul ettirebilmem için, güven, ciddiyet, namus, şeref, şahsiyet, haysiyet gibi insanı insan yapan değerlerle donanmam gerekiyor. İşte kendimi ona kabul ettiriyorum derken bu değerler bana da geçmiş olacak. Böylece ben de kendi kendimi saygıyla kabul edecek yere geleceğim.


• Herkes birbirini kendi için seviyor. Örneğin bir dede torununu seviyor, torun da dedesini seviyor. Dede için torununun yalancı olması, pasif ve pısırık olması önemli değil. Aynı şekilde tüm sevgilere bakılırsa bu görülecektir. Siz birini beğenin, beğendiğinizi ifade edin o kişi sizi sever ve sizin niteliklerinize bakmaz. Yani herkes birbirini karşısı için seviyor. Sadece gerçekçi insan beni benim için, benim insan yüceliğine ulaşmam için seviyor. Onun için de bizi gerçek değerlere ulaştırmak için elinden geleni yapıyor. Yeri geliyor kızıyor, ilgisiz kalıyor. Sen üzülmüşsün, kırılmışsın önemli değil. O seni insanlığına yakışmayan inanç ve alışkanlıklarından kurtaracak. Seni o gerçekçi insandan başka kimse kendinle barıştıramaz.


• Bir cambazın ipte yürüdüğünü duyuyorsun, sonra gidip kendi gözünle görüyorsun. Ama bu senin ipte yürüdüğün anlamına gelmez. Sen ancak gidip o bakıcıdan bu işi öğrenirsen, ona çırak olursan ipte yürüyebilirsin. Aynı şekilde gerçek insanlık değerleri olan, cömertlik, yardımseverlik, güvenilirlik, adalet gibi değerleri konuşursun, çevrenden de duyarsın. Bunlar senin bu değerleri yaşadığın anlamına gelir mi? Sen böyle misin? Onun için geleceksin ve gerçekçi ahbaba çırak olarak bu işin nasıl olacağını öğreneceksin. Yoksa bir ömür bu değerleri konuşursun ama yaşamak nasip olmaz.


• İnsan geçmişe neden gidiyor? İnsan geçmişte güzel anılarına gidiyor. Yani oradaki anılarla doymaya çalışıyor. Olmayınca da kafasının içinde gelecekle ilgili senaryolar yazıyor. Bunların temel sebebi şu anda bizim doyumlu yaşayamıyor olmamızdır. Geçmişte ve gelecekte yaşamak ise şu anda gözümüzün önünü görmemize engel oluyor. Onun için şu anda gereklileri yaparak doyumlu hale geleceğiz ki geçmişe ve geleceğe giderek fırsatları tepmeyelim.



•   Bir başkasının sana yalan söylediğini veya söz verip sözünde durmadığını görsen ne hissedersin? Kesinlikle içten bozulur ve o kişiye bir daha güvenmekte sıkıntı çekersin ve sevgin bozulur. Gelelim kendimize. Kendimize verdiğimiz sözleri tutmadığımızda da kendimize olan güvenimiz hem sarsılıyor hem de kendimize olan sevgimiz azalıyor. Onun için eğitimin ilke ve gereklerini, hem çevremizle olan iletişimimizin hem de kendimizle olan iletişimimizin sağlıklı olabilmesi için ciddiyetle ve değerini duyarak uygulamaya çalışacağız.

 

• Bizi duygu ve duyumlarımızdan uzaklaştıran düşünceler felaketimiz oluyor.

 

•  Biz diyoruz ki bilgiyle dolup taşacağımıza kendimizi tanıyıp, manevi midelerimizi doyuralım. Onun için büyük küçük demeden yapmaya devam edeceğiz. Bu yapmalarla iç dünyamızdaki manevi midelerimizi doyuracağız. Bakarsan senin inan güven miden var. İlgilendiğin konuyu gerçekten tanımaz, yüzden tutarsan, tereddüde, korkuya ve şüpheye kapılıyorsun. Bunlarda sıkıntı kaynakları. Bu sebepledir ki çok öğrenmek insana huzur getirmez. Ama bildiğini uygulamak ve değerini duymak kesin olarak huzur getirir. Onun için bilmeyi değil, yapmayı çoğaltalım.

 

• İnsanın becerikli olması başka bir iş, kişilik sahibi olması başka bir iştir. Bir terziye gidersin, elbise diktirmek için. Ölçüler alınır ve sen de parasını verirsin. Haftaya takım elbiseni almaya gittiğin de görürsün ki elbise hazır değil. Üç ay gelir gidersin ama bir türlü elbise hazır olamaz. Sonra kandırıldığını düşünür sıkıntıya girersin. Oysa terzinin bir kabahati yok. Tanıma güdümünü çalıştırsaydın terzi hakkında bir fikrin olacak ve elbise hazır olduktan sonra parayı verecektin ve sorun çıkmayacaktı. Daha bir de sen kızıp terzinin o yeteneğinden istifade etmiyorsun.

 

•  Fikrimize göre kusur gören kişi kusurludur.

 

•  Değerini bildikçe daha çok yapar yere geleceğiz. Onun için insanik değerler üzerinde çok durup yapa yapa değer bilmeyi artıracağız.

 

• Abdulkadir Duru Bey’in getirdiği en büyük yenilik şudur: Eğer bir şey yapılmıyorsa değeri bilinmediğinden yapılmıyordur. Onun için temel değer bilmektir. Sen güvenilir bir insansın, yanına da maddeci biri geliyor ve senden daha hükümlü geziyor. İşte bu eziklik duymanın sebebi senin taktirsizliğin, değer bilmemezliğindir. Sen doğruluğun yürekleri dolduran değerini bilmezsen yalancıdan bile etkilenirsin. Bu sebepledir ki insanlık değerlerinin üzerinde çok durup bunların değerlerini kesinleştireceğiz ve geçici değerlerden etkilenmeyecek bir yere geleceğiz.

 

•  İzzeti nefsinin değerini bilen bir kişi nasıl olur da bir başkasını küçük düşürmeye çalışır? Kimse birbirinin gözüyle ilgili şaka yapamaz. Çünkü gözün insan hayatında ne kadar değerli olduğunu herkes bilir. Sen insan değerli derken nasıl olur da birine aklın ermez diyebilirsin. Biz Leylamızı (İnsanlık şerefini) her şeyin üstünde tutacak yere gelmeyi amaçlayalım. Diğer Leylalar seni felakete götürür ama bu Leyla seni dünya ahret huzura götürür.

 

•  Bu yolda giden arkadaşlar birbirine destek olacak ve insanlığın değerini birbirlerine ispat edecek. İşte bu Allah için dostluktur.

 

• Çocuğunuzu gerçekten eğitmek istiyorsanız birinin güvenini kazanmasını sağlayacaksınız. Sonra o kişi sevgisini yönlendirerek çocuğu gerçek değerlere götürecek.

 

• Gerçekte mürşit, derinden derine inan güven bağıdır. Sen içinde, derinliklerinde inandığın, güvendiğin biri varsa mürşidin odur.

                                                                İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara