Fedakar Annem
Fedakar Annem
Huzur Bahçemizde Ramazan
Huzur Bahçemizde Ramazan
Türk Milli Şahsiyetini Dünyaya Kabul Ettirmek İçin Yaşar
Türk Milli Şahsiyetini Dünyaya Kabul Ettirmek İçin Yaşar
Eşekli Kütüphaneci
Eşekli Kütüphaneci
Milli tarihimizin bilincine ermek, vatan ve millet şuuruyla dolu evlatlar yetiştirmek, Türk'ün öncü ve örnekliğini tüm dünyaya ispat etmek maksadıyla hizmete sunulmuştur. ..devamı
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 6953
Çoğul Ziyaretçi : 125214
İp Adresiniz : 38.107.191.94
İygder - Makaleler - Fikir Bahçesi
Fikrimize Göre Gerçek İnsan - İygder - 2010-01-09 11:09:07

                                         02 Ocak 2010

• Şöyle hayatın içine dönüp baktığımızda bitki âleminin, hayvan âleminin ve insan aleminin olduğunu görebiliyoruz. Dikkat edilirse bitkiler sadece kendileri için yaşarlar, başka birine yaptıkları bir şey yoktur. Hayvanlar ise hem kendi ihtiyaçlarını hem de yavrularının ihtiyaçlarını karşılar.

 

Ancak insanlar hem kendilerinin hem de ailelerinin ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi aynı zamanda başkalarına da yardım edebilir, kendini aşabilirler. Ama bir koyun veya başka bir hayvan bunu yapamaz. İnsan yaratılışında ki bu gerçeğe, yaratılışına uygunluğa gitmezse bitki veya hayvanlar gibi yaşar. İşte insan yaratılışına ne kadar uygun yaşarsa o kadar insan sıfatında ve doyumlu yaşar.

 

Bizim eğitimimizin amacı da yaratılışımıza uygun yaşamak ve eşrefi mahlukat olmaktır. Bizim meclisimize gelen kişi eğitimi ciddiye alır, kendini yetiştirme derdine düşerse doğrulukta, samimiyette, cömertlikte, yarışıp olgunlaşır. Böylece yaşayış olarak diğer mahlûklara benzemekten kurtulur.



• Hem kendimizin kendimizi sayabilmesi hem de çevremizin bizi sayabilmesi ve duyumsal dünyada saygı midemizin doyabilmesi için insanik meziyetlerle donanmaya ihtiyacımız var. Kendi paramızı kazanıp ihtiyaçlarımızı karşıladığımızdan kimseye abanmıyoruz.

 

Aynı şekilde duyumsal âlemde kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayalım ki kimseden hiçbir şey beklemeyecek yere gelelim. Neden insanlar sevilmek için çırpınıyor? Çünkü kendi kendilerini sevgiyle doyuramıyorlar ve bu ihtiyaçlarını başkalarından bekliyorlar. Bu anlamda şu sonuca varılır: Duyumsal dünyada doygun yaşayamayan kişi imkân yok ki kutsal yapısında gerçeği arayacak olan gerçekçilik güdümünü harekete geçiremez.



• İnsanlar susuz bir şekilde oturuyorlar. Birisi ise bir bardak su getiriyor. Şimdi insanlar felsefe yapmaya başlıyorlar. İşte bu su çeşme suyu, ah şimdi bir erikli veya yeşilkaya olsa ne güzel olurdu? Hâlbuki bu insanlar günlerdir susuz. Derken vakit geçiyor ama kimsenin aklına o suyu içerek susuzluğunu gidermek gelmiyor.


Sonra insanlar susuzluktan dermansızlaşıyorlar ve hırçınlaşıyorlar. Aynı şekilde birisi komşusuna küçük bir iyilik yapmış. Sen de bununla mı olacak, bununla mı cennete gidilecek diyerek karşıyı da yıkıyorsun. Daha çok öğrenip hırçınlaşıyorsun ama bir türlü doygun yaşayamıyorsun. Sen açsın kardeşim bir simit bari ye. Yok sen kebap hayali kuruyorsun. Onun için küçük demeden yapmak gerekiyor. Bu kadar çok bilgi edineceğine o bildiklerini uygulasan daha doyumlu ve şükürlü yaşayacaksın.



•    İnsan bu dünyaya gelirken ne rengini, ne ırkını, ne de dinini kendi seçiyor. Yoktan var edici bir güç bizi dünyaya getirmiş. Yani hazır bir ortamın içinde kendimizi bulmuşuz. Bunu bilen kişi nasıl olur da beyaz ırk üstün der? Yaratan’ı bilsen ve ona iman etsen kimi kınayacak ve küçük göreceksin?

 

İşte tüm insanların Allah’ın tecelliyatına mazhar olduğunu anlar ve iman edersek kimseyi küçük görmeyiz. Tabi bunun için Allah’a dayanmak ve iman etmek gerekiyor. Onun için Yaratan’ı gör de bir estağfurullah çek. Yoksa “Biz 72 milleti aynı görüyoruz” sözleri lafta kalır.



•  İnsan günlük hayatta öyle bir koşuşturmaya giriyor ki günde beş dakika bile Allah’ı düşünemiyor. Biz insan yüce derken Allah’ın insanı yüce diyoruz. Allah’a dayanmadan nefsini yüceleştirirsen bundan büyük gaflet olamaz. Yeri geliyor bir sivrisineğe bile güç yetiremiyoruz. Allah senin bir hassasiyetini alırsa çarpılır kalırısın. Ha ağzın gözün yamulmaz ama daha kötüsü olur.

 

Hayvandan da beter yaşar yere gelirsin. Onun için kendini araya sokma. Allah’a dayanan kişi ben yaptım, ben ettim der mi? Burada ortaklık yok mu? İşte bizim çalışmamız kalpten kibri ve küfrü atma çalışmasıdır. Bize ne oldu, Türkiye’yi kurtardınız mı, çoğaldınız mı diye soruyorlar.

 

Söyle bakalım sen insanlara ne götüreceksin? İşte biz olgun ve kâmil insan olmaya çalışarak, insanlara insanlık meziyetleri olan samimiyet, güven, mertlik, namus, şeref, cömertlik, paylaşma gibi değerleri götürmeye çalışıyoruz.



• Neymiş Efendim önceden kölelik varmış, şimdi yokmuş. Sen şimdi tam gönüllü kölesin. Gidiyor bankadan bir kredi kartı alıyorsun. Sonra eline sahiplik edemiyor ve gereksiz harcamalar yapıyorsun. Sonra da bankaya bağımlı hale geliyorsun. Modernlik adı altında seni gönüllü köle ediyorlar haberin var mı? Yüz bin kişilik statları dolduruyorsun. Orada heyecanların gidiyor. Ne için, kim için? Dünyada insanların ürettiklerinin %80’ini %5’lik kesim alıyor, haberin var mı?



• Allah’a dayanmadan nasıl olacakta güç sahibi olup insanlık değerlerini yaşayacaksın. Paran var ve bir ihtiyacını karşılayacaksın. O ara başka bir yakınının da ihtiyaç içinde olduğunu fark ettin. Önce kimin ihtiyacını karşılayacaksın? İşte iman gücün olursa önce arkadaşının ihtiyacını karşılarsın. Bu işte lafla olmaz.

•  Adam sahip olduğu elli tane şeyi anlatıyor. Sen de diyeceksin ki ben de kimseyi aldatmam arkadaş. Anladın mı bir şey? Sülalende böyle bir insan var mı? O bir sallanacak. Sen yıkılma arkadaş seçtiğin yola devam et. Sen bizim çalışmamızı ve kazandığımız değerleri anlayamazsın diyeceksin.

 

Peygamberimiz de zamanında belli koşullarda yaşamış. Ashap Efendilerimiz Efendimize saraylar yaptırmak istemişler. Efendimiz ise dalın dibindeki yolcuyu göstermiş. Bu adam buraya ev yapar mı? Yapmaz, çünkü o buradan göçüp gidecek. Ben de bir yolcuyum, onun için bu değerlere koşamam, demiş. İşte biz de bu dünyada bir yolcu olduğumuzu anlayıp yarın elimizden gidecek olan şeyleri sahiplenmekten vazgeçeceğiz. Yarın hesap vereceksin unutma!



• Sor bakalım vicdanına, sen milyonlarca doların içinde lüks evlerde insanları aldatarak, kandırarak mı yaşamak istersin, yoksa bir kulübede alnın açık, başın dik ve göğsün kabarık mı yaşamak istersin? Samimiyetle bakarsan kulübede yaşamak istediğini göreceksin.



•   Yaptığımız şeyleri kendimize mal etmek yok. Biz, Rabbimiz bizden o şeyleri yaptırdığı için şükredeceğiz.



•  Bizim çalışmamızda eğitim başka hayat başka diye bir şey yok. Yani eğitim için başka bir mekân ve zaman yok. Eğitim hayatın içinde. Sen insansın zahiren bir iş yapıyorsun. İnsan öğretmen, insan doktor, insan işçi olacaksın. Ne iş yaptığın önemli değil. Önemli olan o işi insanca yapmandır. Sabah kalktıktan gece yatana kadar gerçek bir insan nasıl yaşaması gerekiyorsa biz de öyle yaşama derdinde olacağız. İşte eğitim budur.



• Akıllılık, vicdanımız bizden ne istiyorsa onu yapmaktır. Bir gün vicdanınla baş başa kalacaksın, başka kimse olamayacak. Ne yaparsak ihlâsla yapmayı amaçlamalıyız. Onun için Allah’ın sevdiği işleri çoğaltmak bizim için en hayırlı iştir.



• Bütün yaptığın iyilikleri unutsan, sana yapılan kötülükleri de unutsan ne kadar rahat yaşayacaksın.



• Tüm varlığın sorumluluğu insana ait. Bizler sahiplik sınırlarımızı genişlettikçe insan olacağız. Hayvan yavrusundan mesul, biz ise tüm varlıktan. Onun için kendimizden ve ailemizden başlayarak sahiplik sınırlarımızı yaymamız gerekiyor.

 

              İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara