Kişiliğimizi Şahsiyetlendirmek
Kişiliğimizi Şahsiyetlendirmek
Fedakar Annem
Fedakar Annem
Huzur Bahçemizde Ramazan
Huzur Bahçemizde Ramazan
Türk Milli Şahsiyetini Dünyaya Kabul Ettirmek İçin Yaşar
Türk Milli Şahsiyetini Dünyaya Kabul Ettirmek İçin Yaşar
Milli tarihimizin bilincine ermek, vatan ve millet şuuruyla dolu evlatlar yetiştirmek, Türk'ün öncü ve örnekliğini tüm dünyaya ispat etmek maksadıyla hizmete sunulmuştur. ..devamı
Kullanıcı Adı :

Şifre :

Tekil Ziyaretçi : 7047
Çoğul Ziyaretçi : 127911
İp Adresiniz : 38.107.191.91
İygder - Makaleler - Bize Gelenler
Dilenci - Deniz Tonga - 2010-01-04 02:23:43

Her zamanki gibi yürüyüşe çıkmıştı. Herkes bir şeylerle meşguldü. Kimi dükkânını temizliyordu, kimi alış veriş yapıyor, öğrenciler dersaneye gidiyordu. Herkes farklı farklı şeylerle uğraşıyordu. Herkes de birbirinden farklıydı. Ancak ortak olan her insanın mutlaka bir derdinin olmasıydı diye düşündü.

 

Sonra kendisini düşündü. “ Aceba benim derdim ne” diye sormadan da geçemedi. O ara bir dilenci gözüne çarptı. Herkes bir şeyler kazanmak için çaba harcıyordu. Ancak bu durumu anlayamıyordu. Adamın eli tutuyor, kolu tutuyor ama yine de bir başkasına el açıyor.

 

Bu durumu anlamlandıramamıştı. Birden dilenciye kızdığını ve onu kınadığını fark etti. Bu duyguları yaşarken yıllar öncesine gitti ve büyük babasının konuşmalarını hatırladı. Aradan ne kadar geçtiğini hatırlayamıyordu ama onun sözleri hala iç dünyasında tazeliğini koruyordu.

 

Yeniden o cümleleri hatırladı.” Bak oğlum kişinin kınadığı mutlaka başına gelir. İnsan neyi kınadıysa ya önceden o işi kendi yapmıştır veya değişik bir boyutuyla yapacaktır.” Sonra kendi kendine “Ne yani ben de dilenci mi olacağım?” demişti.

 

Geçmişte böyle bir eğilimi olmamıştı gelecekte de olması imkan dahilinde değildi. Bunları düşünürken de kendi kendine felsefe yaptığını söylemişti. Ama tereddüt ettiği bir şey vardı. Başka bir boyutuyla yapmak ne demekti?


Muhakkak ki insan duygusal bir varlıktı. Kızmak, sevmek, üzülmek, sevinmek, şaşırmak her insanın yaşadığı duygulardı. Şöyle bir baktı hayatına ve yaşaması için gerekli olan maddesel değerler için lazım olan  paraları kendi kazanıyordu. Doğru ya küçüklüğünden beri ailesinden, toplumdan hep böyle görmüştü. Birden kafasının içinde şimşeklerin çaktığını fark etti.

 

Maddesel değerleri kendi çalışarak elde edebiliyordu. Ancak manevi değerler konusunda hep birisine bağlı olduğunu fark etti. Sürekli takdir edilmek, sevilmek ve kabul görmek istiyordu. Bunu da hep dışardan beklemişti. Eşinden, arkadaşından ve çocuklarından… Ancak kimse ona bunları da kendinin karşılayacağını öğretmemişti.

 

Yine yıllar öncesine gitti ve büyük babasının sözlerini hatırladı. “ Bak oğlum insan öyle bir varlıktır ki her ihtiyacını kendi karşılar. İnsan için en kabullenilmeyecek durum bir başkasına el açmaktır. İnsan ki kâinat içerisinde ki canlılar arasında en yüce varlıktır ve asla aciz kalamaz.

 

Ancak kişinin kendi inancı, kabulleri ve toplumun etkisi ile buradan ayrılır ve kendini şartlayarak aciz bir durumda yaşamaya devam eder.” Bunları düşünürken fark etti, insan dışardan beklediği her şeyi aslında kendisi karşılayabilir, bunun için insanın birazcık kendisine dönmesi ve kendini tanıması yetecekti. Anladı ki beklediği her alanda dilenci konumuna düşüyordu.


İçinin ne kadar ferahladığını hissetti ve şükretti. Çünkü Allah ona meziyetlerin en güzelini, içe dönüklüğü nasip etmişti. Böyle önemli şeylerle zihnini uğraştırdığı için ayrıca bir memnuniyet duymuştu. Sürekli böyle şeylerle meşgul olsa kendini tanımak için amaçlansa, kimseden de bir beklentisi kalmayacaktı.


Evet, tüm taşlar yerine oturmaya başlamıştı. Tüm sorunlar insanlığını amaçlamamaktan kaynaklanıyordu. İşte manen açtığımız her el bizi sıkıntıya sokuyor diye düşündü. O zaman bu işin amaçlısı olmalıyım dedi kendi kendine…


Dilenci… Demek ki dedi ben amaçlı olursam bir dilenci bile beni aydınlatabilir. Aslında hazinelerin en değerlisini ve tükenmeyenini bulmuştu. İçinden de dilenciye dua etti. Ona artık kızmıyor ve kınamıyordu. O dilenci de kendisini görmüştü. Doğru ya insan insanın aynasıydı, gördüğü kendisiydi…

 

 

               Deniz TONGA 

İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği
Adres : Yaylacık mahallesi Ulubatlı Hasan cd. 16. sok. No:2/15 -- KIRIKKALE
www.iygder.com | iygder@iygder.com
web tasarım ankara