26 Aralık 2009
İSTENİLEN DEĞERLERİN YAŞANABİLMESİ İÇİN ÖNCELİKLE O DEĞERLERE SAHİP İNSAN BULUNMALIDIR
• Kavramların içi boş olduğu zaman o değerler bizi doldurmuyor. Sen ağzınla değerli diyorsun ama yüreğinde bir değeri yok.
• Birine yılbaşı ikramiyesi çıktı desen o kişi ne kadar çok sevinir değil mi? Çünkü kişi önceden o ikramiye kavramının içini yüzlerce getiri ve nitelikle doldurmuştur. İşte o kişi ikramiyeye nasıl bir anlam yüklediyse biz de aynı şekilde insan kavramının içini dolduracağız.
• Kişilik eğitimini neden ciddiye almalıyım? Kişilik eğitimi bize ne kazandıracak? Bunları en az yüz açıdan görmemiz gerekiyor.
• İnsan yüreğini dolduran değerlerin adına yaşıyor. Etrafına da bu değerleri aşılıyor.
• Hz. Mevlana ve tarihte yaşamış büyük insanlar önce hocalarını bulmuşlar sonra fedakâr olmuşlar. İşin inceliği burada. Yani insanik sıfatlarla donanmak için insanlık sıfatlarıyla donanmış bir insanı bulacağız.
• Doğman âşık olamadığımıza göre takdirli bir sevgiye ulaşabilme şansımız olabilir. Yani bize her türlü değeri kazandıracak kişiyi önemser, ehemmiyet verirsek istediğimiz takdirli sevgiye ulaşabiliriz. Herkes Mevlana’dan bahsediyor. Şems olmadan Mevlana olabilir miydi? Onun için öncelikle hedefi leylayı iyi tespit edeceğiz.
• Mevlana diyor ki “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” hadi bakalım bir Şems bulmadan sözü yaşa da görelim.
• Gerçek dindar olmayan kişinin hayvanlıktan kurtulma şansı yoktur.
• Dini gereklere saygısı olan ve yerine getiren kişinin zihni sadeleşir. Zekâ hassasiyeti tamamen imana bağlıdır. Zekâ açıklığı ise dini gereklerin yerine getirilmesi ile gerçekleşecek.
• İyi ve güzel olan değerlerin yaşanamaması aklın basmamasından kaynaklanıyor. Aklın basılabilmesi için dini gereklerin en ince ayrıntısına kadar yapılması gerekiyor.
• Bizim yaptığımız eğitimin temeli Allah’a kul, peygambere ümmet olmaktır. İşte biz burayı ciddiye alırsak Allah’ın hoşuna gider ve kafamız çalışır.
• Allah’ın insana verdiği güç, zekâ gücüdür. Allah’ın bize verdiği en büyük güç değer yargımızın çalışması ve anlayışımızın açılmasıdır.
• Gündelik yaşayışı ciddiye alıp gerekleri yerine getirmeden kafamız açılmaz.
• Söz verdiysen muhakkak yerine getireceksin, emaneti alırsan da hayatın pahasına koruyacaksın.
• Bir insanın her hal ve şart karşısında sözlerini tutabilmesi, dünyanın en önemli işidir.
• Herkes bir şeyiyle övünüyor. Biz de sahip olduğumuz insan sıfatlarıyla övünüyoruz. Ama bundan önce insanlık değerlerinin kıymetini bilmemiz gerekiyor.
• Mecnun Leyla’ya, Ferhat Şirin’e âşık olmuş. Biz de insana âşık olma derdindeyiz. Bizim aklımıza insan-ı şerif denince Muhammed (S.A.V.) gelir.
• Bütün boşluklar yüreğimizin tek sevgi ile dolmamasından kaynaklanıyor. Aileler evlatlarına tek değer aşılayamıyor. Çünkü ailelerin yüreğinde madde var, makam var, şöhret var, biraz da insanlık değeri var. Ancak aileler tek insanlık değeri adına yaşayacak ki insanlık değerleri çocuklara geçsin.
• Hayat akıp gidiyor. Sen bu hayat içerisinde dünya-ahiret nerede mutluluğu bulacağına inanıyorsan onu tespit et ve oranın değerini büyüt.
• Sahip olduğumuz değerlere yeniden bir bakalım. Onların değerini artırmaya çalışalım. Mücerret insanın ne demek olduğuna yeniden bakalım. Aşk imandan, iman da takdirden doğar.
• Kerem Aslı için dişlerini çektirmiş. Sen de kendine yakıştıramadığın huy ve alışkanlıklarından Allah için kurtulmaya çalışsana.
• Akıl denince herkesin aklına mevcut bilgi yığını geliyor. Karşılaştığı sorunları yine sorunları yaratan aklıyla çözmeye çalışıyor. Oysa bize göre akıl ciddiyet, takdir, dikkat ve anlayış mekanizmasıdır. Bir kişinin ciddiyeti çalışmadan nasıl olacakta bir şeyi derinlemesine görebilecek? Takdiri çalışmadan, nasıl olacakta sağlıklı değerlendirme yapabilecek? Onun için öz aklımızın mekanizmasını öğrenip, esli aklımızı bırakıp öz aklımızı kendimize almalıyız.
İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneği