Her geçen gün daha iyi anlıyor ve inanıyoruz ki eğitimsiz insanın varolmasına imkân ve ihtimal yok. Uyduruk işler için bile eğitim almadan o konuda söz sahibi yetki sahibi olamıyorsunuz.
Kaldı ki ben insanlığımı hakikatten yaşamak doyuma ermek istiyorsam insanlık eğitimine şiddetle ihtiyacım var. Laf ve hayali isteklerden kurtulduk artık.
Yaşayışlarımızı bize şunu söyletiyor ki; gölge, eşya, bitki, hayvan değil insan olarak kendi sıfatımıza uygun yaşamak zorundayız. Zaman geçiyor, vakitler ilerliyor. Daha fazla daha fazla oyalanmadan bir an evvel tuttuğumuz hedefin gereğini yapmak gerekiyor.
Eğitim ve eğitimcisi, gerçekler, ölçüler ortada. Artık bende bunların tam ortasında olmam lazım diyorum. Zira ne yüzdenliği, ne sadece lafı sözü, nede başka sıfatları, içimiz kabul etmiyor. Daha doğrusu biz içimizin sesini duymaya başlıyoruz.
Demek ki dışarıda ki sesler bitince içerdeki seslere kulak vermeye başladık.
İnsan iç dünyasında ne büyük alemmiş, o aleme daldıkça dünya ne kadar değersizleşiyor. Açıkçası, gerçek değerini buluyor. Şimdiye kadar ona fazlasıyla değer yükleyen bizmişiz. Gerçek değerlerin meşguliyeti bizi doldurunca (doğruluk, güven, samimiyet, ciddiyet, tevazu, anlayış, sabır, şükür vb) sahta değerler tabi olarak bizi terkediyor.
Gündemime samimiyeti almışım, özdenliği almışım; riyadan kaçınmanın derdine düşüyorum.
Gündemime tevazuyu almışım; kibirden, gösterişten kaçınmanın, ben demeden, benim dediğim, benim sevdiğim, benim fikrim demeden yaşamanın yolunu tutturmuşum.
Gündemime özgürlüğü almışım; elalem ne der başkası ne yapar demeden, onun bunun değil sadece ustasının etkisiyle yaşayan gümbür gümbür insan olmak için mücadele veriyorum.
Gündemime ihlası almışım; beklentisiz, çıkarsız, karşılıksız, menfaatsiz, sade, salim, tek bir şey için yaşayan insan olmanın derdine düşüyorum. Görüyorum ki benim derdim bu değerleri yaşamak olunca yüz bulamayan sahte arkadaşlarım (madde, makam, şöhret, riya, kibir, gösteriş, hasetlik, yalan) beni terkediyor.
Şu da bir gerçek ki dostum tek olursa, hiçbir tane sahte arkadaşım kalmaz. Hiçbiri beni kandırıp gaflete düşüremez.
Ben odaklanırım ona, dolayısıyla kendime odaklaşmam yoğunlaştıkça, yapmam gerekenleri daha iyi görüyorum.
- Bir taraftan eksiğimi hatamı görmenin verdiği mücadeledeki bu ne kadar muazzam bir mücadele…
- Diğer taraftan eğitim sayesinde düzelen yerlerimin takdiri... Çok önemli bir ikili yakaladım.
Eksik ve hatalarım için düzeltme mücadelesi, düzelen yerlerim için taktir ve şükür takviyesi.
Şuna inanıyorum ki içinde bulunduğumuz kişilik ve şahsiyet eğitimi dünyanın en muazzam en muhteşem eğitimidir. Bu eğitim içinde olan insanlarda dünyanın en şanslı en bahtiyar insanlardır.
Ne mutlu hepimize, rabbim kendi derdine düşenlerden eylemiş. Ne mutlu insanlık yolcularına… Rabbim gerçek insana yoldaş eylemiş.
Öznur Demirbaş
Ev Hanımı