 Saygıdeğer misafirler. Sizlere Örgünöz Fikir Sisteminin kurucusu Sayın Abdulkadir Duru beyin, buluşu olan Tipoloji Bilimini anlatmaya çalışacağım…
Günümüzde insanlar, insan çeşitlerini meçhul ve nereye dayandıkları belli olmayan dar sınıflandırmalara sokuyorlar. Bu sınıflandırmalar çerçevesinde insanlar bir şeyler yapmaya çalışıyor, adeta kendini hapsediyor.
Bunların aksine Abdulkadir Duru Bey temeli yaşantımız, ölçüsü insanın özyapısı olan, elle tutulur derecede müspet; Tipoloji Bilimini ortaya koymuştur. Bilim eksiliğinden ötürü duyumsal ihtiyaçlarından sadece Başarı yönü doyan günümüz insanlarının, diğer ihtiyaçlarını göz ardı etmesi sonucunda; Gölge, Eşya, Bitki, Hayvan olarak yaşadığını söylemektedir.
Hiçbir şahsiyeti olmayan, güneş olduğu zaman var gibi görünen ama tutulacak tarafı olmayan, Gölge. Bir varlığı olan ama kendini geliştiremeyen sabit kalan, Eşya. Dünyanın teknik kaynağı, yapıcı insanlar olarak da nitelendirilen ama dış etkilerden çok çabuk etkilenip solan, Bitki. Ve tüm bunlara kendi çıkarları için hâkimiyet kuran Hayvan tip olarak tanımlar…
Günlük yaşamımızda işimiz, okulumuz gereği insanlarla ilişki içerisindeyiz. Sözler veriyor, alıyoruz. İşler yapıyor, yaptırıyoruz. Ve tanımadığımız insanlarla iş yaparken hep bir kuşku içerisindeyiz. Acaba verdiği sözü tutar mı, verdiğimiz işi zamanında bitirir mi?
İşte tüm bu kuşkulardan arınıp aldanmadan yaşamak için; Örgünöz Biliminin ışığında tipleri teker teker inceleyelim…
İlk olarak Gölge Tip:
Birisiyle sözleştik diyelim. Dedik ki şu saatte buluşalım. Biz dediğimiz saatte orda olduk. Ama bekliyoruz bekliyoruz gelen giden yok. Günler sonra tesadüfen karşılıyoruz sözleşmemizi hatırlatıyoruz bir sürü boş sözler… “Geldim ya!” diyor. Ama dediğimiz saatte orda oldun mu? “İşte görüştük” diyor. Ama tesadüfen…
Orda anlarız ki söz kavramı yok. Tesadüf gibi bir adam… İşte bu örnekten de anlaşılacağı gibi söz verip tutmayan, hiçbir varlığı olmayan, başladığı işi tamamlayamayan, hayatına kendisi yön veremeyen, kim nereye sürüklese oraya giden, sevdiğine üç kişi kötü dese onlarla bir olup o da kötüleyen, yapabildiği kadar gösteriş, yutturabildiği kadar palavra…
Özetle yaşantısında hiçbir belirginlik ve şahsiyet olmayan insanlara Gölge Tip diyoruz.
Bu tiplerin bir de İnsan Gölgesini açıklar Sayın Duru Bey. Sözleri gerçek değerlerden, ahlak ve faziletten, güzel şeylerden olan ama yaşantısına baktığımızda sadece gösteriş olarak yaşadığı anlaşılan tiplerdir… Duru Bey, tipler içinde en tehlikeli olarak insan gölgesini göstermekte olup, eğitimi ciddiye almadığımız zaman İnsan Gölgeliğine düşebileceğimize dikkat çekmektedir…
Gölge Tip bir hiçtir ve ömür boyu hiç olarak yaşar.
Eşya Tipe baktığımızda:
Gölge tipin aksine varlığı olan, güvenilir, verdiği sözde duran ama bunun bir sonraki aşamasını göremeyendir.
Bunu güzel bir örnekle açıklamıştır Sayın Abdulkadir Duru Bey:
Bir iş yeri sahibinin iki çırağı vardır. Birinin haftalığı 2,5 lira, diğerinin de bunun iki katı. Neden farklı diye sormuş birisi. Deneyelim demiş esnafımız. 2,5 liralık çırağına demiş ki: “Bir gemi gelmiş sor bakalım nerden gelmiş. Çırak gitmiş, sormuş. “Falanca yerden gelmiş”, “ne getirmiş?” “sor demediniz ki!” Bi daha koştur koştur gitmiş. Oyuncak gelmiş. Kaç çeşit gelmiş. Böyle böyle saatler geçmiş. Çırak da yorulmuş iyice.
Birde diğer çırağını yollamışlar, nerden geldiğiyle beraber; fiyatı, çeşitleri, piyasa fiyatına göre uygunluğu hepsini öğrenmiş gelmiştir…
Bu örnekten de anlaşılacağı üzere sadece denileni yapan ama bir ilerisini kimse göstermedikçe göremeyen, sabitlik ve değişmezlikleri karakteri olan tiplerdir. Zor anlarlar, zor öğrenirler, zor alışırlar. Bariz vasıfları bekleyişte olmalarıdır. Öğretilen alışılan işi yaparlar. Kolay kolay kimseye güvenemezler. Değişmezliklerinden dolayı güvenilir sayılırlar. İşlerini ne eksik ne de fazla yaparlar. Sır tutabilirler. Kendi kendilerine ilerleyemezler ama geride de kalmazlar. Kafalarının kabul ettiği doğruları savunurlar aksine bir tepki gelirse direk karşı koyarlar.
Bu tiplerinde yine çocukluklarında basık yetişmelerinden, “Bırak sen yapamazsın!” gibi sözlerden kaynaklandığını söyler Abdulkadir Duru bey…
Yine yaşantımızda çok karşılaştığımız durumlardandır. Misafirperverliğin her zaman doğru bir şey olduğunu biliriz fakat çok sıkışık bir vaktimizde bir yere uğramamız ve hemen çıkmamız gerekir misafirperver arkadaşımız bize illa birşey ikram etmesi gerektiğini söyler hâlbuki bize orda yapılacak en büyük ikram bizi serbest bırakmaktır. İşte doğru diye bildiğinin hapsinde kalmak. Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür…
Ve Bitki Tip:
İnsanlar arasından kendini bir şeyler yapmaya adamış ve yapıcı insanlar olarak da adlandırabileceğimiz dünyanın teknik kaynağı olan, tiplerdir. Bu tipler kendilerini sürekli olarak yenilerler. İnsanlara faydalı olan buluşlar yapabilirler. Fakat sürekli olarak dışarıdan bir şey beklemeleri onları bu aktifliklerinden düşürür.
Gerçek değerleri adına yaşayamaya başlayan bir Bitki tipe dışarıdan birisi; “bu devirde ne bu dürüstlük, saf mısın?” dediğinde etkilenip kafası bulanır…
Çok takdir edildiğinde şımarır, hiç takdir edilmediğinde ise kurur giderler. Bu ihtiyaçlarına çok düşkün olmalarını yönlendirdikleri zaman şahsiyet kazanmaları kolay olur.
Abdulkadir Duru bey şu noktaya dikkat çekmiştir: Eğer özünden gelen ihtiyaçlarına kulak vermezler, şahsiyetlerini birinci plana almazlarsa gölgeliğe kadar düşer ve Hayvan tiplerin buyruğu altına girerler.
Hayvan tipler ise:
Tüm bu saydığımız (Gölge, Eşya, Bitki) tipleri kendi çıkarları uğruna kullanan bulunduğu ortama hâkimiyet kurmaya çalışan tiplerdir. Kendinden üstün güçlü bir kişiyle karşılaştıklarında rahatsız olurlar. Karını, zararını çok iyi bilirler. Hedefli insanlardır ve bu hedeflerine ulaşmak için her yolu denerler… Bütün sanatları kurnazlıktan ibarettir. Bu kurnazlıklarıyla güven kazanırlar ve bu güven arkasından iş çevirirler…
Ortaya bir söz atarlar, Gölge Tipler hemen inanır. Eşya Tipler bu sözün propagandasını yapar ve Bitki Tiplerinde sanatlarını kullanarak hedeflerine ulaşırlar…
Bu tiplerin gerçek değerler adına yaşayanı da vardır diye belirtir Abdulkadir Duru bey. Fakat onların İnsan-ı Şeriften farkını şöyle açıklar; ortamında kendinden daha dürüst, insani değerleri daha ince yaşayan birisini gördüğü zaman rahatsız olur.
İşte Hayvan Tip’in belli bir şahsiyeti vardır ama bu yönüyle İnsan-ı Şerif’ten ayrılır. Gerçek İnsan, ortamında kendinden daha ince, daha hassas birisini gördüğü zaman mutlu olur…
Gerçek İnsan, Hayatın her yönünde doğruluk, dürüstlük ve mertlik örneği olur. Ağzından bir söz çıksa o sözü hayatı pahasına da olsa yerine getirir. Ahde vefalıdır, vaatlerini mutlak gerçekleştirir. Emanet üzerine tir tir titrer. Her insan ona inanır, tüm ilişkilerinde güven unsurudur. Hayatı mevzu bahis olsa bile yalana tenezzül etmez.
O uyanıkların örnek alacağı kadar uyanık, terbiyelilerin daha üst terbiye alacağı kadar terbiyelidir. Ve daha saymakla bitmeyen güzellikler…
En başta da belirttiğimiz gibi Abdulkadir Duru bey meçhul hiçbirşeye Fikir Sisteminde yer vermemiştir. Hepimizin anlayabileceği şekilde ve elle tutulur derecede net açıklamıştır…
İnsan, günlük yaşamında bu saydığımız tiplerden en çok hangisinde yaşıyorsa o tiptir…
Abdulkadir Duru Beyin ortaya koymuş olduğu Örgünöz Fikir Sisteminin ışığında; gölge, eşya, bitki, hayvan sıfatlarını aşarak her birimizin Gerçek İnsanlı anlarımızın artması dileğiyle… Saygılar…
Samed Şentürk |