 Kıymetli misafirler, bir kez daha Abdulkadir Duru beyin doğum günü etkinliklerinde bir araya geldik. Elbette ki Duru beyi anlatmaya, ifade etmeye ne kalemler, ne kâğıtlar, ne de sözler kifayet etmez.
• “Benim şahsi şerefimin zerresi, kâinatın tümüne bedeldir.” Diyen Abdulkadir Duru, bütün hayatını, şerefinin zerresine toz kondurmamak için yaşamıştır. Onun için en değerli varlık kişilerin izzet-i nefsi idi. O hiç kimsenin küçük düşmesine, düşürülmesine, mahcup olmasına asla müsaade etmezdi.
• Hiçbir zaman ön yargıyla hareket edilmesini istemezdi. Tanımadan, tespit etmeden, inceleyip, araştırmadan, müspete bağlamadan, bir kişi veya hadise hakkında karar verilmesini asla tasvip etmez ve kendisini “zan düşmanı Abdulkadir Duru!” diye takdim ederdi. “Ezbere yaşamak mahcubiyet tarlasıdır” derdi.
• Bütün ömrü boyunca Arkadaşlarının ve milletinin güçlü, hükümlü, kendi kendine yeten, kendi ayakları üzerinde duran insanlar olmaları için yaşadı. Millet olarak başka milletlere özenmek yerine, kendi öz kültürümüze, kendi milli değerlerimize, sımsıkı sarılmamızı istedi… “Başka milletlere özenen özendiğinin kölesi olur.” diyerek bu fikrini perçinledi.
• Her zaman bilmeye, öğrenmeye talebe oldu. Emekli yaştan sonra bilgisayar öğrenerek “İnsanda cehalet; öğrenme ihtiyacı durunca başlar” sözünü hayatında bir kez daha ispata getirdi.
• Bütün bunlardan sonra dikkatimizi bağlamamız gereken en önemli konu bence şudur:
“ Hayat, Dost ile kaimdir.” Diyen A.K.D işin en temelini yakalamış; hayatını Dost kavramı üzerine kurarak belki de bütün hayatında sadece bunun için yaşamış, bu kavramı yaşayarak ispata getirmiştir. Dost kavramını öylesine özümsemiş bütün benliğinde öylesine yaşamıştır ki, her şeyi yapmış ama her şeyi Ahmet Babam dediği, dostu için yapmıştır. Bütün yaşantısını Ahmet Babanın mutluluğu, rahatı ve refahı üzerine bina etmiştir. “Tren yolundan karşıya geçmesini iki sene anlattımda bitiremedim” dediği Ahmet Babası, onun her şeyi olmuştur. O, dostluğu öylesine yaşıyordu ki; “Arkadaşlarıma kavuştum diye iki rekât şükür namazını, ayakta kılamadım da, oturarak kıldım.” Dediğini hepimiz duymuşuzdur. Onun bütün ömr-ü hayatı Dostluk üzerinde kurulmuştu. “Ölen Kadirdir oğul, Ahmet Babam bu gövdede yaşıyor”” dedi… Muhabbetle sevgiler, saygılar…
Vedat Kartoğlu |