 Saygıdeğer misafirler. Toplumda her ne kadar “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” veya ”Bir insanı tanımak için, ona iş emanet edeceksin” gibi sözler ağızdan ağza söylense de bu sözlerin önemini hiç kimse Sayın Abdulkadir Duru bey kadar fark edip insanlık eğitiminin en önemli parçası olduğunu ortaya koyamamıştır.
İnsanın dünyaya açılan iki penceresi vardır. Biri sözü diğeri işidir. İnsanların birbirleri ile ilgili muhataplığı en çok işleri ile ilgili olmaktadır. İşinde sağlam olan nasıl rahatlık veriyorsa, işinde ciddi olmayanda topluma en büyük zararı vermektedir. Şikayetlerimizin temeline bakalım. Çoğunluğunda insanların işlerindeki gevşekliği, eksikliği, muhataplara verilen zararları anlatılır. Tam tersine işinde sağlam olanlar, başladığı işi başladığı andaki ciddiyetle bitirenler toplumlarına ne kadar da huzur verir.
Kişiliğimizi şahsiyetlendirme ve hayatımızı güven üzerine bina etmenin en kısa yolu, iş içinde eğitim ile mümkündür. Onun için Sayın Abdulkadir Duru beyin yapmış olduğu tespitler neticesinde iş içinde eğitimden başka türlü bir eğitim, kesin netice vermemiştir.
İş içinde eğitimin buluşçusu Sayın Abdülkadir Duru Bey, kendi yaşantısında bir fiil iş içinde eğitim metodunu kullanarak insanlara şahsiyet aşılamıştır ve iş ciddiyetinin örnekliğini yapmıştır. 1972-1981 yılları arasında Şifa Bağı tesislerini kurmuştur. Şifa bağında bu süre içinde 53 adet iş yeri oluşturmuştur. Bunlardan bazıları, döküm atölyesi, marangozhane, kolonya imalatı ve matbaalar açmıştır. Bu açtığı işyerlerinde iş ciddiyetini ve karşılıksız hizmet etme zevkini insanlara aşılamıştır. Ne mutlu ki, onun attığı bu temeller bugünde İnsan Yüceliğini Gerçekleştirme Derneğinde ve Huzur bahçesinde yaşanmaktadır.
Abdulkadir Duru Bey’in İş İçinde Eğitim ile ilgili Sözleri,
1) İşi, üstün başarılarla sonuçlandırmanın en önde gelen meselesi, zamana, vakte tasarruf edebilme gücüdür.
2) İşini yaparken seni denetleyen birinin olduğunu unutma.
3) Ağzından çıkan sözü yerine getirmek, iş içinde eğitime başlandığının, en belirgin özelliğidir.
4) İş anlayışının ilk şartı, başladığın işi sonuçlandırmandır. Başlarım, ama devamlı yapamam korkusu tembellikten gelir.
5) Şahsiyetli insan olmak isteyenlerde, söz verip sözünde durmak, verdiği sözü hayatı pahasına yerine getirmek, kesin ölçü ve belirtidir.
6) Hayatta yapacağın ilk iş, olmak istediğin durumu ve yürümek istediğin yolu tespit etmendir.
7) Bugüne kadar hiç kimse dedikoduyu önleyememiştir. Ancak sürekli iş üretenler ve işi en güzel şekilde sonuçlandırmak için yarışanlar bu beladan kurutulmuşlardır.
Şimdi Sn.Abdulkadir Duru Bey’in kendi kaleminden dökülen bir örneği sizlerle paylaşmak istiyoruz.
İş hayatında amaç; para değil hizmettir. Altmış yaşlarında olan tuhafiyeci Hasan Bey, rahatsızlığı nedeniyle mesleğini sürdüremez ve yirmi yaşındaki oğluna dükkânını devretmek ister. Liseyi yeni bitiren oğlu, yüksek okula devam edemediği gibi başka bir işe de girmediği için baba mesleği kendisi için gayet uygun bir iştir. Hasan bey, oğluna durumunu anlatır ve dükkânını bundan sonra oğlunun işletmesi için anahtarını teslim eder.
Sabah namazına kalkan baba, oğluna bakar, hiç bir teşebbüs yok, sesini çıkartmaz. Saat 09.00 olur, oğlu kalkar. Gayet rahat bir şekilde kahvaltısını yapar tıraşını olur ve nihayet yola koyulur. Hasan bey uzaktan oğlunun davranışlarını izlemekte ve mesleğinin inceliklerini nasıl öğretmesi gerektiğini düşünmektedir. İlk gün olduğu için önce sesini çıkartmaz. Baba oğlunu birde işyerinde ziyaret etmek için yola koyulur. Misafir gibi dükkâna girer ve bir köşeye oturur.
O arada oğlu, müşterilerden biriyle meşguldür. Müşteri dükkânda bulunan bir maldan ister, fakat o mal, çıkarması güç bir yerde bulunduğu için gencin çıkarması zoruna gider ve yok olduğunu söyler. Hasan bey oğlunun bu davranışından çok endişe duyar ve müşterinin dışarı çıkmasını bekler.
Oğlum, Bir kere esnaf adam, sabah namazında ayakta olur, namazını kılar kahvaltısını yapıp açık zihinle işinin yolunu tutar. Erkenden dükkânını açar, temizliğini düzenini tamamlayıp, erken saatte müşterilerinin hizmetinde bulunmaya hazır olur. Bizim amacımız, para kazanmaktan daha çok müşteriye gereken hizmeti tam anlamıyla yerine getirmektir. Şimdi bana söz ver bakayım. Tuhafiyeciliği tam anlamıyla yapacak mısın, yoksa böylesi tembelliğe devam mı edeceksin? Babasının yardımı ile hatalarını görme imkânı bulan genç, babasının bu yakınlığından büyük mutluluk duyar ve derhal hatalarını düzeltmek için harekete geçer.
Son olarak “Söz mazeret kabul etmez” insan ne tür şartlar içerisinde olursa olsun söz vermiş ise mutlak yerine getirmek mecburiyetindedir. Söz verdiği halde yerine getirmemek güven kırar. Güvende bir kırıldı mı tekrar onarmak pek mümkün olmaz. Bunum için çevremize güven verip, güvenle yaşayabilmeyi temin etmemiz gerekir. Bu da yapmamız gerekenleri “imkânsız,yapılmaz,olmaz” denecek zamanlarda dahi yapmaya çalışmamızla olur. İş ciddiyeti olmayanın namusundan, haysiyetinden ve şerefinden söz edilemez. Saygılarımızla,Teşekkürederiz
Akın Kazıcı |