|
Bu hafta sizlerle davası yolunda yeteneğini kullanan, bir işin ucundan da ben tutayım diye gereklileri yapan kardeşimizin fedakarlığından yola çıkarak bir şeyler paylaşmak istiyorum.
Bir süre anasınıfı öğretmenliği yaptıktan sonra kendi bebeğinin olmasıyla mesleğine ara veren arkadaşımız, düşünmeye başlar. “Hem kendi çocuklarımla ilgileneyim, hemde başkalarına faydam olsun. Aldığım eğitimin hakkını vermem lazım. Yeteneğimi değerlendirip bir işin ucundan da ben tutayım” deyip faaliyete geçer.
Hanımlarla, haftalık yaptığımız eğitim sohbetimizde çocuklara gönüllü öğretmenlik yapmaya başladı. 4-8 yaş arası çocuklarımızla her hafta planlı programlı bir şekilde eğitim yapan kardeşimiz, annelerin bilinçlenmesi içinde gereken gayreti göstermekte. Tek tek annelerle ayrı görüşüp çocukların ödevlerini, uygulamalarını, sorumluluklarını paylaşıp, bilinçli ebeveyn olmak için çaba sarfetmekte.
O küçücük yavrular neler mi öğreniyor?
• Oyuncaklarını, odasını toplama.
• Sofra adabı. Yemekten önce besmele, sonrasında Elhamdülillah. El ve ağız yıkama.
• Yatarken dua etme.
• Elindekileri paylaşma, ikram etme.
• Annenin sözünü dinleyip büyüklere saygılı olma.
• Hikayelerle insanlık vasıflarının önemini anlatma.
• Onlara Peygamberi tanıtıp, sevdirme.
• Özgüven sahibi olmalarını sağlayacak işler yaptırma, gibi daha pek çok değerler onlara verilmekte.
Belki kardeşimizin her ay cebine maaş girmiyor ancak manevi anlamda kıyaslanamayacak çok kazancı oluyor. İnsan yetiştirmek ne demek? Şereflerin ve kazançların en büyüğü…
Benimde bir yolum, bir çizgim, bir davam var diyen herkes yapabildiğinin en güzelini yapmalıdır diyoruz. Peki, biz bu sözün içinde nerelerdeyiz diye,insan kendi kendine soruyor. Herkes Zeynep öğretmen gibi çocuk yetiştirecek, Gül Hanım gibi genç kızları eğitecek değil.
Kim ne yapabiliyorsa yeteneği istikametinde kendini aşıp ta, başkaları için bir şeyler yapabiliyorsa esas o zaman bir varlık ifade ediyor. Bende varım… Süpürgecisiyle, aşçısıyla, yazarı, çizeri, avukatı, öğretmeni, inşaatçısı, müzisyeni, temizlikçisiyle elimden gelenin en güzeliyle bende varım diyebiliyorsam insanlığımdan lezzet alıyorum.
İnsanda ki fedakarlık, incelik, hassasiyet, yardım, şefkat, merhamet, cömertlik, anlayış, hoşgörü, azim, gayret gibi vasıflar doyacak ki insan olduğumun anlamını kavrayıp, doygunluğunu yaşayabileyim. Diğer mahluklar gibi sadece kendi karnımı ve çıkarımı değil, başkalarını da düşünebilecek yere geleyim.
Az yada çok fark eder mi? Elimizden gelen ne ise onu yapabilmek, kendiyle gurur duyan insan olmak için yetmez mi?
Zeynep öğretmene, genç kızlardan sorumlu Gül Hanıma, küçük delikanlılardan sorumlu Mert beye ve yardımcısı Emrah beye, tek tek tüm küme başkanlarına, teşkilatın tüm işlerine koşturan fedakar arkadaşlarımıza, büyüklerimize tekrar tekrar canı gönülden teşekkürü bir borç biliyoruz.
Rabbim hepimizin yolunu açık, gayretini daim eylesin…
|