|
HAYAL DÜNYASI
—Sen gençlik nedir biliyor musun? Bilemezsin, bilemezsin ki. Çünkü… Sen fakültede okumadın.
—Evet, kardeş haklısınız. Sizin gibi hayal kurmasını öğrenemedim ki…
—Hahahaaa… Hayalsiz yaşanmaz. Bir kimse ancak hayaliyle ve ümitleriyle yaşar. Ben otuz yıldır okuyorum anladın mı?
—Belli canım belli, otuz yıldır okuduğunuz. Ama hala anlayamadınız mı otuz senedir, hayalin size hiç bir şey kazandırmadığını. Şayet bütün hayallerinizin, en ufak bir şeyinin gerçekte olmadığını tesbitleyemediyseniz… Siz tahammül pilotsunuz.
—Tabii pilotum, hem de öyle bir uçuyorum ki… Seneden seneye, olaydan olaya. Her şeyin kahramanı, ben oluyorum. İşte onun için ben hayallerimin pilotuyum. Hem uçağımda çok hızlı yaaa. Pilot pilot. Var mı hayaller ülkesine gidecek.
—Yok yok. Siz yalnız gidin daha iyidir.
—Bak şimdi ben sınıfı geçmiş olsam. Fakülteyi de bitirmiş olsam… Uçağım olsaydı, seni cennet gibi bir adaya götürürdüm, oradaaa… Her taraf yemyeşil çimenler, masmavi sular, deniz beyaz köpüklerini Venüs gibi saçıyor etrafa muhteşem bir görünüşle, gökyüzü bembeyaz bulutlarla kaplı, etrafta hayvanlar tatlı bakışlarıyla bizi süslüyorlar… Aaa. Yağmur mu yağıyor?
Ne oldu yahu birdenbire? Bu yağmur ne zaman başladı, bak epeyce de ıslanmışız?
—İşte böyleee… Siz hayallere daldınız, bende hiç sesimi çıkarmadım. Size hayalin ne olduğunu anlatabilmek için sizinle ıslanmaya razı oldum.
Gördün mü? Anlattığına göre şimdi adadaydık. Hani ne oldu ada, deniz beyaz bulutlar? Yağmur yağdı iliklerimize kadar ıslattı. Hayal, hayal oldu, gerçekler yağmur oldu. Sizin hayaller beni buldu, yağmur yağınca elbiseler soldu. Otuz yıl okula gittiniz. Pilot olup uçaklara bindiniz.
Gerçek bir uyanığa sırt çevirdiniz, uçağı yağmura bindirdiniz. Hadi canım hadi… Gidelim daha fazla ıslanmadan, hayal ile boyanmadan.
Özden gazetesi 1.cilt |